My daily routine

 

Gozlerim aralaniyor. Sag elim bagimsizca telefona dogru gidiyor. Saat 6. Neyse 1 saat daha uyuyabilirim.

Dirim dirim dirim: saat 7. Sag elim yine bagimsizca alarmi kapatiyor ve vücudumdaki tüm hücreler mikro saniyede birazcik daha uyuma karari aliyor.

Saat 7:30: mesanem bagiriyor: kaaaalk ulan patlayacam!

7:45: tuvaletten çikmis elim yuzumu yikamis tekrar odaya giriyorum. Ve pencereyi açip mis gibi havayi içime çekip “bugün benim günüm” diyorum. Tabikide öyle birsey olmuyor zira bodrum katinda oturdugum için pencereyi açsam anca yolun tozunu topragini soluyacagim için perdeyi aralayip yagmur/camur var mi diye bakmakla yetiniyorum.

7:50: Bunlari kafaya takmayip mutfaga dogru ilerliyorum. Ekmege tereyag ve incir reçeli surup varsa yanina portakal suyu içip geri odama dogru ilerliyorum…

Sandalyenin ustunde dünden kalma kiyafetlerimi giyinip aynanin karsisina oturuyorum. Günlük “pozitiflesme ve motivasyon artirici” cümlelerimi kurup bi kaç dakika daha hommmmm ladiktan sonra kendimi sokakta metro duragina dogru yururken buluyorum.

Sidik kokan lamba direklerinin ve çerçöpün kapladigi sokaklardan geçip sonunda Saint-Denis Université duragina variyorum. Dilenci abla her zamanki yerini almis “bonjour mademoiselle” diyor. Bonjour diyip geçiyorum. Koyun sürüsü gibi herkes metroya dogru kosuyor. Kapinin yanindaki yerimi kaptim. 5 durak sonra inecegim.

8:50: Binanin önüne geldim. Sonunda ezberledigim kodu girip merdivenlere yöneliyorum. Ikinci kata geliyorum. Bir baska kod girerek is yerime sonunda tesrif ediyorum.

Ne kadar çok kod gidiyormusum böyle. Icerde biseyde yok ha! Uc bes masa, uc bes bilgisayar. Bitti.

Bilgisayari açip maillerime bakiyorum. Benim patronla kisa bir skype gorusmesi sonucu yapilacaklar  söylenip kaderimle basbasa birakiliyorum.

12:30: karnim aç. Yandaki monoprix ya da Mcdo ya gidip tikiniyorum. Geri geliyorum. Kimseyle konusasim yok.

14-16:30 arasi: en dramatik zamanlari yasiyorum. G*tüm sandalyeye yapismis, boynum ekrana sabit bakmaktan acimis, ayaklarim uyusmus agzim kurumus.

16:31: disardayim. Garibaldi metrosuna dogru ilerliyorum. Herkes beni Pariste yasiyor saniyor, varos yerlerdeyim kimse bilmiyor.

16:35 : metrodayim. Bir kaç fransiz var bir tas çatlasin iki durak sonra inecek olan.

16:45: Afrika kabilesi gibi çikiyoruz metrodan.

17:05: sidikli elektrik direklerinden kaytararak eve geliyorum.

Sonrasi malum: yemek, içmek ve uyumak.

 

agzi laf yapamayan pazarlamaci

Geçirdigim hayli depresif bir haftadan sonra su an evimde, dizimde laptop yanimda kahve diger yanimda cikolatali abur cubur, karsimda ne yaptigini anlamadigim ablam oturmaktayim. Ve bence çok güzel bir cumartesi geçirmekteyim.

Neyse, bir haftalik o zorlu alisma/tanisma günlerini bitirmis bulunmaktayim. Vardigim sonuç su: ben bambaska bi beklentilere sahipmisim..

Daha aktivitemizi tam kavramayadan musteri baglamaya calisiyorum. Yasasin. Ya bu arada bildiginiz gezi/tatil/otel vs hakkinda yazilar yazan blogger tanidiklariniz varsa banaaa bi yönlendirin nölüürr :))

Ben bilmeden kafama darbe felanmi aldim da ani bi nöron kaybi yasayip unutkanlik zirvelerinde geziniyorum? Patronum bisey açikliyo, ben yaklasik 2dk sonra baska düsüncelere dalmis bulunuyorum. Yazik adamcagizda farketmis olacak ki, anladinmi ok mi tamam misin diyip duruyor. Bende çareyi konusmalarimizi caktirmadan telefona kaydetmekte buldum. Napim abi?

Ha bu arada benden iyi pazarlamaci bulamazlar onuda belirtiyim:

  • telefonda konusma fobim var
  • biseyi aklimda tutamiyorum
  • insanlarla kolay ve akici bi iliski kuramiyorum
  • içine kapanik biriyim
  • çabuk bikarim
  • vs.

Bazen gerçekten anormal oldugumu düsünüyorum. Hayatima Access Bars girdiginden beri “bundan daha iyi nasil olur” diye sorup duruyorum. Ve bekliyorum.

 

Bir stajyerin ilk günü

 

sad tumblr ile ilgili görsel sonucu

 

Benden gerçekten is kadini olurmu bilmiyorum. Olsa olsa, kösede  bi saksi olur.
Bi insanin hiç mi bi özelligi olmaz. Oturuyorum, düsünüyorum. Allah’im ben neyi seviyorum?
Neyse.
Sabah saat 8:25 siralari. Evden çiktim. 30 dk sonra is yerindeydim. Pardon 40 dk sonra zira ilk gün ise geç kalmam gerekiyordu, güzel bi izlenim birakmam için.
Girer girmez “ehehe buranin metrolarida ayri bi olay” dedim. Yani gerçekten de o metro yuzunden geç kaldim. Adam “olur öyle” dedi. Hemen oturdum bir masaya etrafima bakiyorum.
Oyle bir is yeri düsünün ki, koca bi binanin iki katina yayilmis 1 sirket var, ve siz ikinci katin küçük bir kösesinde firindan yeni çikmis bi sirkette ise basliyorsunuz. Size kuçuk bi masa ayrilmis bu kadar. Neyse adam basladi neyin nasil yapilmasi gerektigini anlatmaya.
Anlatti
Anlatti
Susmadi.

Saat 11 buçuk oldu, dedim “ooh ogle yemegi vakti geliyor”
12: Bunlar galiba 12bucukta yemege gidiyolar
12:30: lan bunlar kaçta gidiyo ki??
13:00: oha çüs bunlar insan deil dememle birlikte karnim hayatimda hiç duyulmamis bi sekilde guruldadi ve bütün dünyaya “OGLEEEEN OLDU ULAAAN NERDE BNIM YEMEKKKK???” diye haykirdi.
13:05: “sanirim yemek yemeliyiz eheh” diye bir ses duymamla kendimi disarda yiyecek birsey ariyorken bulmam bir oldu.

Adamin sabah ki ” istersen oglen yarim saatte yemek yiyip daha erken çikabilirsin demesiyle ben 20 dkda agzima tonlu bir sandviç tikip, kendimi tekrar is yerinde buldum.
Saat oldu 4. Dedim oley yarim saat sonra ben kaçtim
4bucuk oldu adamin gozunun içine bakiyorum git desin diye.
5 oldu benim kuçuk tansyon buyugu geçti
5 bucuga dogru gelince ben daha fazla dayanamayip: gidebilirmiyim? dedim
Git dedi  “giden gitmistir gittigi gün bitmistir” bakislariyla
Bende pilimi pirtimi topladim ve gittim.

Velhasil o motivasyonu tavan yapmis, kendini ise adamaya hazir stajyer profilini çizemedim. Cizemem de zaten. Zira yapmak istedigim baska seyler var. Aslinda siradan “hayaller”.
Cunku çogu insan sürekli gezmek ya da kafe açmak istiyordur.
Ben ikisinide istiyorum.

Off bir çikis yolu?

Paris’te ev bulmak (çilesi)

shocked tumblr ile ilgili görsel sonucu

Allah’a sukur biseye ihtiyacim yok ama biseyin fiyatini onemsemeden aldigim dönem olmadi hiç. Hani simdiye kadar kendimi fakir gôrmüyordum. Ta ki Paris’te kalacak yer bakana kadar. Adam 9m² lik yere g*t kadar mutfak yapip, içine kimsenin esyalarini sigdiramayacagi buyuklukte bir “dolap” + muslugu yerlestirip altina kuçuk bir mermer koymus (lavaboymus, pardon?) herkese stüdyo diye kakaliyor. Ve buna benzer galiba onlarca anons gördüm.

Hadi dedim neyse lan, ayda 500 € verip böyle bi yerde yasayim napim, yatmadan yatmaya degilmi ?
Adami aradim, 2 tane kefil + 1000 € depozito istedi. EE baska? Ha bide stajyer kabul etmiyormus belirsiz süreli is sözlesmeli kiraci ariyormus. Lan pardon da ben napim senin g*t kadar odani zaten isim gucum yerindeyse ?
Buradan o kadar çok nefret ettim ki…
Insanlar aç gözlü, herkes kendini bi uyanik saniyor felan. Pabucumun uyaniklari. Bende Saint-Denis te kalacak yer buldum. Acikcasi sokaklar felan les. Insanlar bi acayip. Isin kötü yani çogu müslüman, oturdugum yere 5 dk uzaklikta kocaman cami var ama etrafi çöplük dolu. Metro girisinde kart kullanmadan turnikelerin tepesinden atlayan onlarca arap gördüm…
Neyse velhasil imkaniniz pek yoksa Paris’te ev bulmak çok zor. Ben gibiler kendini komsu sehirlerde buluyor.
Her sabah 20 dk yuruyup, 10 dk metroya binip staj yerime gidiyorum. Cunku staj yerim Paris’in içinde degil disinda ama çok yakin.
Su anda kaldigim yer mustakil bi evin alt kati. Ama odam fena degil, esyalari yeni sayilir. Benle birlikte iki kiz daha kaliyor. Mutfak, banyo tuvalet ortak. Hava güzel olsa, evin bahçesi var tam oturmalik. Yalniz Recep Ivedige döndü olay. Okumalik kitap = oturmalik bahçe.
Neyse, buyrun bazi ev bulma siteleri. Bakin, bakin ama sasirmayin. Burasi Paris, adi batsin.
https://appartager.com
https://www.leboncoin.fr/locations/offres/ile_de_france/?th=1&location=Paris&parrot=0
http://www.pap.fr/annonce/locations

Fransa’da staj bulmak

hopeless gif tumblr ile ilgili görsel sonucu

2 – 3 ay çilesini çektim yeminle. Tamam ben yavas biriyim kabul ediyorum.
Once Almanya’da su an ismini dahi hatirlamadigim bi sirkete basvurdum. Motivasyon mektubu felan yazdim yani, ingilizce çevircem güzel yazcam diye saatler harcadim. Bu arada bizim siniftakiler çoktan hepsi 200 yere Cvlerini yollamislardi. Olsundu. Ben bu basvurdugum yere nasilsa alinacaktim.
Tam 45 gün sonra mail geldi : Dear Kubra, the internship position offer is no longer available.
Ebenin …
Dünyam basima yikildi. Halbuki ben ne hayaller kurmustum. Sonra basladim baska yerlere bakmaya.
Ardindan tam 10 sirkete daha basvurdum. Kriterlerim arasinda sirketin bulundugu konum, verecekleri para basta geliyordu.
Küçük bir sehirde bulunan (genelmüdürlük) Lactalis Group’la skype’tan görüsmem oldu. Ulan dedim tamamdir. Bunlar kesin beni alir. Bildigin 1 saat konustuk. Kizin biri bana döndü dolasti ayni sorulari sordu. Bende Allah’tan biraz sirket hakkinda arastirma yapmistim, yok iste bildiginiz markalarimiz neler cart cort. Bi ara bunalip, ya tabikide sirket hakkinda tüm bilgilere sahip degilim ama hizlica ögrenirim merak etmeyin dedim. Ha bunlar bide AK Gida’yi satin almislar. Dediim hooop turkçemde var beni alin beniiii.
Ben basladim tabi o sehirden ev felan bakmaya. Annemle hayaller kurduk orda otururuz felan. Adamlar 1000 euro maas verio ooooh.
Cuma günü konustuk, pazartesi cevap veririz dediler veee
Bekledim
Bekledim
Mail attim, lan hani pazartesi cvp vercektiniz???
-Cevapyok-

Puh sizin sifatiniza.
Yahu koskoca sirketsin madem 2 dakkani ayir ulan baskasini uygun gördük diye. Size harcadigim o 2 saat haraaaaam olsun.

Ardindan ben biraz panikleyip galiba 200 civari yere basvurdum artik önüme çikan anonsa basvuruyordum. Bazilariyla gôrüstüm hosuma gitmedi. Vazgeçtim.
Affikeys diye bi sirkete basvurmusum, adamin biri aradi. Internet sitelerine baktim içim isindi, bloggerlarla felan ugrasiyorlardi reklam felan koymak için. Wuuuu dedim tam benlik.
Adamla konusur konusmaz, bir buçuk dakikada kendinizi anlatin dedi. Hah tam benlik. Hiç deilse 1 saat konusturmadi mal gibi.
Adamla yaptigim 2 tane 5er dakikalik telefon konusmasi sonucunda olur tmm dedi.
Lakin hersey simdi basliyordu: start-up oldugu için 500 € civari maas veriyorlardi ve burasi Paris’teydi !!!

Oh Mon Dieu!

Velhasil su an Paris’te inim inim inliyorum ucuz yer bulacam diye. Ve halada bulamadim. Bildigin 10 günüm kaldi. Oley.

bi dogum gunu post u daha

cry gif tumblr ile ilgili görsel sonucu

Aylar sonra yaziyorum, evet. Cunku simdi içimden geldi. Buraya yazdigim, sinir oldugum, içim içimi yedigi dönemlere, dert ettigim o mikro sikintilara, degersizlere, saçma salak seylere söyle bi göz ucuyla gülümsemek geliyor içimden.
Hayatta daha daha önemli seyler varmis, son 2 ayda anladim ben bunlari.
SAGLIK

BAska bisey yok. Iyiysen, sevdiklerin saglikliysa gerisi hallolur. O isleri yolunda giden insanlar her boklarini gözüne sokmaya çalissada, sen gözünü sevdiklerinden ve kendinden ayirma.
Bugün 23 oldum lan.

Oldum ve umurumda bile degil.
Aslinda, umurumda.

Sacma dogumgunu beklentisi yasadim yine bugun, wowww supperrrr diyecegim bi haber bekledim. Yok.

Her aklima gelisinde gözlerimi dolduran bi haber aldim çünkü 10 gün önce.
Canim amcam vefat etti. Tanidigim en sevecen, en merhametli insan.

Ya bu iyiler erken gider diyen ne dogru söylemis, sizinde tanidiginiz EN iyiler erken gittiler mi?

bide su “basin sagolsun ” ne sihirli kelimeymis ya. Ne onemliymis. Bassagligi dileyen, dilemeyen herkes aklimda.
Ben hiç  önem vermezdim.

Artik önem veriyorum.

Aman buda böyle bi yazi, tatsiz tutsuz, içimi döktüm iste.

Cümleten hayirli aksmlar

Seviyor, sevmiyor? Yok yok kesin sevmiyor.

40 yilin basi bi oturayim dizi izleyeyim dedim. Hazir olimpiyatlarda bitmis, seviyor sevmiyor denk geldi, ablamdan hikayenin özetini aldim zaten. Oturduk izledik, bitti gitti. Ama benim içime kocaman bi öküz oturdu. Simdi bu durduk yere niye oldu? Dizi izlerken güldüm eglendim, olaylar benim basima geliyormus gibi hissettim. Dizi bitti. Kafami sag tarafa çevirdim, vitrinde kendi yansimami gördüm. Dolgun yanaklar, basimda boynuz gibi duran topuzum.. bakislarimi asagiya dogru kaydirdigimda, pijamami, pijamamin içinde sallanmis olan göbegimi, biraz daha asagiya gidince o igrenç çoraplarimi.. görmesemde orada oldugunu bildigim gorillesmis, bikaç haftadir kendi hallinde biraktigim bacaklarim…. “gerçek hayata hosgeldin”.

Mutsuz eden bir gerçek hayat.
Sonra millet niye bu kadar dizi izliyo, film izliyo, tv karsisinda uyusuo? Niye uyusmasin ki? Insan kisa da olsa unutuo gerçek hayati. 
Tamam unutuyoruz bu isin iyi tarafi ama accaaaayip kötü bi tarafida: heveslenmek
Heveslendim abi. Bende yasamak istiyorum öyle abidik gubidik seyler askli meskli gülmeli eglenmeli. 
Sonra söylendim kahve yaparken: ulan bunlarda anca dizide olur zaten. Yakisikli ve iyi yürekli patron wuu.. arada bul. 
Sonra okudugum kitap geldi aklima : her sözümüzün bi enerjisi var efenim dikkat ediiiiiin. 
Tamam sözümü geri aldim.
Biraz geç mi aldim  acaba? 
Hey geri gel buraya söz. Evren ver bakim onu banaa çabuk çaaaabuk simdi!! 
Yerine yenilerini söylicem. Her güzel seyler olucak. 
Güzel seyler yasarken aglamakli olmicaz.

olimpiyat

Bu aralar yatiyorum kalkiyorum olimpiyatlari izliyorum. Tek aktivitem bu. Ulan milletinde gezesi tuttu anasini satim herkes havuzda denizde cart curt. Lan bizim çekyat göçtü benim koca totom yüzünden. Telefonu elime almamla çekyattan firlatmam bir oluyor. O anlarda kendimi gülle atiyormus gibi hissediyorum.
Kimseyi görmek, duymak bilmek istemiyorum. Hayir bide bu sene yeni moda olmus milletin evlenesi tutmus. Ulen ben daha 23 bile degilim, 18-20 yas tayfasi baya hizli depar yapti. Evlenen solugu zaten denizde menizde aliyor. Ben avucuma bakiyorum. Baktigimla kaliyorum.

Diger bi aktivitem de yemek yapmak.
Iyice ev hanimi oldum çiktim. Ev hanimligi dalinda ki yarismacimiz Kubra ya altin madalya yehuu.

Her sabah, pardon öglen üzerimdeki battaniyeyle güresiyorum. Ben mi onu attirmaya çalisiyorum yoksa o mu  beni? Bilmiyorum.
Dislerimi firçaliyorum, yuzumu sabunluyorum. Biraz aynada kendimi izliyorum, gulumsuyorum. Ardindan ait oldugum yere, mutfaga ilerliyorum ve yimehhh hazirliyorum.
Yimegi mideye gömüp, elimde kahve cart curt çekyattaki yerimi aliyorum ve o hem güzel hem atletik hem estetik hem esnek kizlara bakip bakip iç çekiyorum.

UL noktalarimizin gözü kör olsun

Uzun boyu, yesil gözleri ve o kalbe dokunan sesiyle adeta 8. evime galaksi saldirisinda bulunan bir rehberle yolculugumuz basliyor. Ben öyle bi moda geldim ki, çocuk bütün otobüse su dagitiyor sira bana geliyor “su alirmisiniz” demesinde bile bir isaret ariyorum.

“Bana bakti kesin beni seviyor”
“Bana bakmadi yine kesin beni seviyor”
“Sev uleaaaan”
Bikaç senedir kalbimi heyecanlandiran bisey olmadigindan midir nedir, resmen bu heyecani ozlemis oldugumu farkediyorum. Cocugun fesybugunda “iliskisi yok” yazmasini depar isareti sayip, ilk adimi mi  feysbuktan ekleyerek atiyorum. Ve bir iki saatimi dogdugu ana kadar inceleyerek harciyorum. Sevgilisi, sevdigi olduguna dair bi isaret görmeyerek ikinci adimi mi instagramdan takip ederek atiyorum, ertesi gün twitter ve ordan snapchat. Artik çocuga resmen kosuyorum. Ve sanirim o da kosuyordu, ama baska bir tarafa. 
Ablamin sorup ogrendigi dogum saatiyle birlikte dogum harita analizlerimize göz gezdiriyoruz, astroloji numeroloji ve diger ojilerde uyum görmek için harcadigimiz eforla beyinlerimiz yaniyor. Ve bir uyum karsimiza çikmiyor. 
Cocuga watsapptan attigim mesajdan cevap alamayinca, ayagim takilip yere düsüyorum ve yarisa devam edemiyorum. 
Ve bir heyecanda böyle son buluyor. 
-Aslinda UL noktalarimiz ardisik olmasaydi, benim Jüpiterim onun Mars’ini dövseydi, sonra ikinci evde kahve içselerdi, falda bi kalp çiksaydi felan su an umutsuzlugun dibine vurmus, Pötiyedeki malikanemizde sabah aksamm isyanlarda gün geçiriyor olmazdim. 
Yanlis deparimdan dolayi diskalifiye oldugumu ögreniyorum önümüzdeki yarislardan.. nasil mi? Cocugun bir kizla attigi resmin altindaki “bir kere öpsem ikincisi küsüyordu, Kübra ordan köpürüyordu, uçuncusu anira anira gûlüyordu” tarzindaki yazisindan sonra… Abi o cümle nedir ya? 
Simdi bunlar ayrilir çocuk kesin ” giden gitmistir, gittigi gün bitmistir, ben gideni degil, giden beni kaybetmistir”diye en arabeskinden bisey yazma potansiyeline sahipmis onuda anlamis oldum. 
Ayrica bu resimden sonra diger resimlere daha objektif bakar oldum. Elinde sigarasi birasi, üzerinde ilk 3 dügmesi açik gömlekleri, bi küfûrler bi biseyler. 
Neyse benim su an bi tablet çikolata yemem gerekiyor, çunku kuçuk bi kare parçasi mutluluga yetmiyor. 

darbe gecesi

Amcam ben ve ablam çiktik yollara, tam 3 günde Isparta ya vardik. Gayet eglenceli bi yolculuktan sonra bi kaç gün evde bitkisel hayattan sonra tatilimizin baslangic noktasi olan Iyasparkta tur attik. Altimizda arabamiz olmayinca, Isparta’nin gez gez bitmeyen sehir merkezi kadar eglenceli bisey yok. Akraba cart curt gorusmelerinden sonra, Annem ben ablam Fato Nevik ve annesi akdeniz turuna katilalim dedik. 15 temmuz gecesi, Afyon otobusune bindik hepimiz, tur Istanbul kalkisli olunca biz Afyondan katildik. Arkadas otobuse bi bindik herkes herkesi ariyor, biseyler oluyor millet o koltuklarin ardindaki kuçuk ekrandan haberler felan izliyor. Bende bi baktim telefondan iki uç kisi mesaj atmis Turkiye de hersey yolunda mi diye. Yolunda tabi lan, biz tatile gdiyoruz, yolunda olmak zorunda! 

Meger darbe varmis. 
“Sokaga çikma yasagi”
Biz durumun ciddiytinden habersiz, lan tam gezicektik feyste orda burda resim paylascaktik darbe bizimi buldu hobareyyy diye yirtinarak Afyon a vardik