Yüz gösterilip astar isteyenlerde bugün

Gecen hafta patronum söyle dedi:

Kendi istedigin gibi saatlerini ayarlayabilirsin, istersen sabah gel oglen eve git uyu sonra çalis ya da persembe aksam evine git, ordan çalis, ya da ofise gelirsen öglen yarim saatte agzina ton balikli sandvici göm isten erken çik vs.

Dün ben: “ya benim basim agriyoda eve gidip orda devam edebilirmiyim?”

Bugün ben: “ya ben gerçekten artik konsantre olamiyorum eve gidip orda devam edebilirmiyim?”

Yarin ben: “ya mümkünse persembe gunu gidebilirmiyim? Cuma sabah ve cumartesi sabah evden çalisirim”

Yalniz iki gündür bildigin eve baya baya erken gidiyorum. Ve yarin nasil “persembe gunu gidebülürmüyüm?” diyecegim bilmiyorum. Isin enteresan yani, ben biletleri çoktan aldim hehe. Adam yüz verdik astarini istiyo dicek, tepemize çikti iki günde dicek, dicekte dicek.

Ya o kadar canim sikiliyorki anlatamam sana. Tüm bunlar stajyerlikle ilgili tavan yapmis beklentilerimden dolayi. Ulan nerden izledim seviyor sevmiyor dizisini. Bir Yigit, bir Tuna beklerken karsimda iki bos sandalye, yanimda da çöp kutusu is yerinde kopuyoruz. Prostatli yasli amcalar gibi, ikide bir tuvalete gidiyorum. Geçen ustumu degistirmeye usenip, krem renkli meymenetsiz pijama üstümle ise gittim. En son ne zaman makyaj yaptim hatirlamiyorum. Saclarim umrumda degil. Tek derdim bi an önce haftasonunun gelmesi. Haftasonu oluncada pazartesinin gelmemesi.

 

Visiter Wismar

Aaaah Wismar! Cette ville peu connue au bord de la Baltique de l’Allemagne du Nord dont j’ai eu l’occasion de passer 6 mois magnifiques il y a maintenant 3 ans… me manque tellement. J’ai hâte d’y retourner bientôt..

Quant à l’histoire de la ville, celle-ci faisait parti il y a quelques siècles, d’importants centres commerciaux de la région. On retrouve aussi les traces de son passage sous l’autorité suédoise au 17ème par la présence des bâtiments du type “gothique brique”. A noter aussi qu’elle est inscrite sur la liste du patrimoine mondial de l’Unesco en tant que représentatif du patrimoine culturel de la Hanse.

Pour s’y rendre aujourd’hui, le mieux est d’attérir à Hamburg puis prendre le train (le trajet dure à peu près 2-2h30). A Wismar il y a quelques lignes de bus mais le mieux est de se déplacer en vélo. En tout cas, c’est ce que tout le monde préfère car des voies pour vélo y en a partout!

Que voir à Wismar ? 

  • Eglise Saint-Nicolas (St.-Nikolai-Kirche)

  • Frische Grube

  • Markplatz

  • Le port

Le coucher ou levée de soleil est magnifique depuis le port.

A faire: mangez une glace qu’il fasse froid ou chaud, vous allez adorer

  • Buerger Park

  • Autres parcs

  • Seebrücke Bad Wendorf

Je pense avoir fait le tour de tout ce qu’on peut voir à Wismar. Je reconnais d’avoir la chance de profiter de cette belle ville en période de printemps & été. N’hésitez pas, allez-y vous aller adorer cette nature.

 

di pörsin yu hev kold.

Ken not bi riiçt at dı muumınt piliiz tray nevır ıgeyn. 
Güsel olacagim. Suratima üzerinde “relaxing” yazan bi maske yapistirdim. Yeni yüz nakli ameliyatindan çikmis hasta gibiyim. Jelibon paketimde bitmek üzere. Son 2 tane sari, 1 tane yesil bi tanede kirmizi ayicik kalmis. 
Simdi yüzümü yikadim geldim. 1 tane yesil ayicigim kalmis. Diger 3unu yuzumde maske varken çigneyemeden yuttum. Yüzüm yaniyo. Umarim yarin sabah geçer, yanaklarim kizarmis. Hani “relaxing” maskeydi aq.Siçti suratima. Herneyse bok gibi hissediyorum. Hersey bok gibi gibi. 
Bugun magazaya gittik Monika ve Daglis’la. Adam niye kanser olmus anladim. Arkadas bi insan yoldaki tüm diger sürücülere söver mi ? Hiç durmadan bunu yapar mi ? Yapan varmis meger. 
“O. çocuguuu pezevenk “gibi kelimeler kullansaydi çekilmezdi yolculuk. Ama o tiz ses tonuyla “idiot, son of a bitch” diyip durdu. Bende arkada gülümsedim. 
Sonra eve geldik. Odami süpürdüm. Bugün ders çalismak için isten izin almistim ama ders çalismak disinda herseyi yaptim. Monika sushi yapti zikkimlandik sonra cheesecake yapti. Corba yapmis içine domuz katmis yiyemedim. “Azicik kattim bisey olmaz annene soylemezsin” dedi. Ne annesi la ? Annem dio diemi domuz yemiorum ben ? Peh. 
Odama çiktim. Biraz felsefik konusmalar yaptim..
Dün tüm aksam acikli sezen aksu sarkilari dinlemistim “Sende benim kadar gerçekleri görüyorsun, beraber olamayız benim gibi biliyorsun, bir başka dünyanın insanısın yavrucağım….” 
Az önce Oguz yilmaz dinledigimi farkettim ” sen sehirli ben köylüyüm, sen atlas ben hali miyim ? Sen öyleysen ben böyleyim, sen gülsün ben çali miyim ? 
Bugün spor salonuna gittik ev sahibimle. “Hayirdir niye 55 yasindaki ev sahibinle takilion ?” diye sorabilirsin. Ya onun ruhu genç ya benim ruhum yasli. Bilmiyorum. Gülmek istemiyorum, kimseyle konusmak istemiyorum ve dahasi o derslerle kafayi yemis fransiz gerzeklerle takilmak hiç istemiyorum. 
Iki üsenik olaraktan bidaha asla spor salonuna gitmeyecegimizi biliyorum. 
Yolda giderken Monika “ee seninkinden haber var mi” dedi. “No, no, no” dedim mazi kalbimde yara. 
“oo just say fuck u bastard, you are beatiful you’ll find better” diyerek yarama merhem oldu saolsun. 
Son of a bitch.  

edinboroo

* Trenle Paris’e giderken yanimdaki adamin yaptigi çizimlere bakip meslegini bulmaya çalismaktan boynumun tutulmasi
* Valizimin agirligi 1 kg fazla geldigi için ödedigim 13 € + bedava beddualar. 
* Sirt çantami elimdeki kuçuk valize koymami isteyen sarisin kaltak + orta yerde valizimi açip 3 tane kazak 2 tane ceket üst üste giymem. 
* Sonunda uçaga binmem ve yanimdaki iki kizin konusmalarini anlamaya çalismam ==> bi bok anlayamamam. 
* Kulagimin acimasiyla birlikte uçagin edinboroya inmesi
* Elimde iki valiz sirtimda çanta otobüse binip sehir merkezine varmam…
Sonrasi çok karisik. Bakiniyorum etrafa. Hani  bunlar etek giyiyordu, nerde etek giyen Brad’ler, Jonathan’lar, Martin’ler ? Sonra bi tane amcanin kirmizi etegiyle bi çalgi aletini öttürdügünü görüp “oh yeah i’m in scotland” diyorum. Sonra otobüsümû bulmak için ayni caddeden 3 defa geçiyorum. Evet çunku iki tane bus degistirmem lazim eve gitmek için. Sonunda kendimi otobusun içinde buluyorum. 
Telefondaki GPS’e bakiyorum, valizin birini tutmaya çalisiyorum, (diger valizi adamin biri tutuyor saolsun), kucagimdan çanta kayip gidiyor, gözlerim agirlasiyor “keske dün gece uyku hapi atip uyusaydim” diyorum. Yanlislikla bi durak önce iniyorum. Sag kolum kopucak, valiz çok agir. Sonunda eve variyorum zili çaliyorum vee Monica kollarini açmis beni bekliyor. “I am deaaad” diyorum, içeri atiliyorum. Yukari odama çikiyorum. Ve aklima kendi apartman dairemde lüks bi hayat yasadigim Almanya geliyor… “Attan inip essege biniyorum lan resmen” diye iç geçiriyorum. Ve bu eve, euh. pardon odaya tam 550  € veriyorum her ay. Ha pardon her ay degil, her 4 hafta. 
Böhühü. 
Simdi ancak yerlesebildim. 
Yandaki odayi Polonyali adini henüz aklimda tutamadigim bi çocuk almis. Ayni banyoyu kullaniyoruz “öyk”. Cocuk arkeoloji okuyorum dedi.
– kaçinci senendesin ?
– bu aslinda bir senelik bi bölüm (bla bla bla = anlamadigim yerler) 
– hmm good. (içimden : banyoda kil görmïyim parçalarim, hem yûksek sesle müzikte dinleme, çok ortalarda dolanma, gözüm görmesin) BAY. 
Yazik az önce koridorda görünce bi hiz odasina kosup bana nasil otobus karti almam gerektigine dair brosür verdi. “Hele lenn hadi gözüme girdin”.
Neyseki bugün üniversiteye gidip student card zimbirtisini alip, bi kosu sehir merkezine gidip otobus karti aldim. 
Bu hafta sonum otobüste ve tramwayda sehirde dolasmakla geçicek sanirim.
Ve nerde türkçe konusan, türke benzeyen birini görürsem laf atacagim. yalnizim dostlarim yalnizim yalniz. DII DIII DIIIIT DIII DIIIT Lanet olsun bu hayat. 
Geçen seneki sinifimdan bi kiz burdaymis. Ayni sinifta olucaz. Kiza mesaj atmistim 50 saat sonra cvp verdi ve bu aksamki partiye gidip gitmicegimi sordu. 
Ne partisi hönk. Haberim bile yok. 
Ya off partili martili ortam istemiyorum yaa, böyle hintli bi ev kizi bulsam bana tane tane ingilizce konussa, çay içsek, dogum haritama felan baksa… Yaaa nolur dua edelim haydin. 

Untitled

miraba. Gidiyorum. Bugün burdaki son gecem. Valla hala inanamiyorum. Bugün sirtimdan ter akita akita valiz hazirladim. Evi komple alip götüresim var. Evet burdan ayrilasim yok galiba. “Yahu ne diye kalkision böyle seylere otur iste kiçinin üstüne” diyor bir yanim. Bir yanimda “senin yerinde olmak isticek çok insan var gerizekali” diyor. Böyle ikilemlerdeyim… Yarin 9da trene biniyorum ve going to Paris. Orda havaalaninda insanlara baktiktan sonra ve cantamdaki cubuk krakerleri yedikten sonra 25 kiloluk valizimi teslim edip saat 16;45 te uçuyorum. Veee sonra Edinburgh…. 
Sonra bi sekilde yolumu bulacagima inaniyorum. Insallah. Ah sevgili günlügüm ! yarin saana ordaki odamdan yazmayi temenni ediyorum mutlu mesut bi sekilde ! 

hayat devam eder

Hiç birsey yapamama sendromunun içindeyim. Gece yatiyorum ot gibi, sabah kalkiyorum kamis gibi. Tek yaptigim yemek yemek, kitap okumak ve internet sayfalarina göz geçirmek. Ha bu arada uçak biletimi aldim sevgili blogcagizim. 10 eylul de uçuyorum buralardan. Ne zaman dönerim belli olmaz. Umarim iyi insanlarla karsilasirim, tek duam bu. 
Param da kalmadi. Ne zaman gelecek su burslar ? Pöh. 

nelere yanmadi ki bu gönül ?

Ayrilik acisi yüregini daglarken onunla karsilasmak kötüdür. Sen acidan yemeden içmeden kesilmisken ;  onunla ve elindeki koca bir dürüm dönerle karsilasmak daha kötüdür. Emin ol. 
“Nefes alamadigim günlerden bitanesi. Kiz kiza okula gidip kahve içmeyi planliyoruz. Evet çünkü biz okula okumak için degil, kafeteryasinda capuccino içmek için gidiyoruz. Yolun karsisinda mahsun suratiyla, daha dogrusu az evvel yakaladigi avini yemek için sabirsizlanan bir aslan edasinda geliyor. Elindeki kolumun uzunlugundaki dürüme bakmaktan, bana bakip bakmadigini göremiyorum bile. OHA ! Ben bir haftadir bir lokma ekmegi yemekte zorlanirken, o kol gibi bi dürümü cuklanmak üzere. Pes diyorum pes. Insan birazcik aci çeker, yemeden içmeden kesilir. Istahin yerinde olmasi bi  mutluluk göstergesi degil midir ?… Bu olayin üzerine  iki gün üst üste rüyamda dürüm döner görüyorum…”
Ve günler sonra “kol kebabi” adini verdigimiz dürümü gülerek hatirliyoruz.
Ah anilar. 

hahahay çok sükür dostlar

Artik bende diploma sahibi bir vatandasim. Napilir peki bu diplomayla ? -Hiçbirsey. Iki senelik diplomayi kim ne yapsin yahu. Su iki sene içerisinde ne ögrendin deseler kakalak gibi kalirim. Hiç bisey ögrenmedim. Ve ögrenmemeye devam ediyorum. Okul bence artik zaman kaybindan baska bisi degil. Hele ki benim gbi ne okudugu belirsiz kisiler için. Bu yazki top on listemizdeki birinci soruda yine ” sen okulu bitirince ne olcaksin ?” sorusu yer aliyor. -Elinin körü olcam ok ?
-abingili evermiomusunuz ?
-babanin yeni karisini gördün mü ?
ve -kilo mu aldin sen ? sorulari top on listemizde yerlerini aldilar. 
-kiz arastiriyoruz bakalim…
-hayir görmedim ama babamla görüstüm.
– eheh yok ya birazcik göbek yaptim o kadar (nolmus 65 kg olduysam hiii nolmus ???)
cevaplari yerlerini aldilar… 
Su an tam istedigim gibi bi tatil yasamaktayim. Kitap okuyorum, video seyrediyorum ve yemek yapiyorum. Dahasi su lanet olasi STAJ macerasi bitmis bulunmakta…
Lakin tam rahat nefes alacakken bide su Iskoçya meselesi çikti basima. Yahu arkadas, sanki canim gitmek istemiyor. Yeni ortam, git alis bilmemne. öf. Kitaplarimla beni bi odaya kilitleseler ne güzel olurdu… Dün “Menekse Kokulu Hikayeler”i bitirdim. Ondan önceki gün’de Agafya’yi. Simdi “Mutluluk böyle birsey” adli bi kitap okuyorum. Sirada “Ayni yildizin altinda” adli kitabim var. Ondan sonra Grinin elli tonu serisi var. Var da var. 
Neyse birazcik daha mayisayim. Zaten bu sabah 7de kalkmamda bi anormallik vardi. 

Ve burdayim.

Sicaktan betimiz benzimiz atmis bi halde araba yolculuguna devam ediyoruz. Yunanistan’da gemiyi beklerken milletle kanki oluyoruz. Bi tane aile tanidik, iki çocuklu genç bi kadin. 3-4 yasindaki Büyük çocuk sürekli gelio bana çatio felan. “Lan bi git” diyorum içimden. “Aaa yapma bak annene kos bakim” diyorum disimdan. Sonra yanima oturup, agzini köpürdete köpürdete köyde babasinin bi yilani yakalayarak onu korkutmaya çalistigini, babaannesinin bi ugur böcegini ezdigini, tavsanlari yakalayip kafese attiklarini, karincalari çok sevdigini anlatti. Iki dk sonra karincanin birini hunharca terliginin altinda ezdigini gördüm. Neyse. 
Bu çocuklarin sürekli bana yeltenislerini anlamiyorum. Bisey çekiyor galiba. Aura kanallarim açik olunca iyice is zivanadan çikti. 
Ama sonra aslinda çok sevdigimi farkediyorum. Kuzenlerimide öyle. Yolculuk boyunca 9 yasindaki kuzenimi isirdim, öptüm. Nasilda egolarimi sisirdi ufaklik. “Cok güzelsin, çantan çok güzel, bilgisayarin çok güzel vs vs. ” Lan simdi farkettim anca sahip oldugum seylere güzel demis pislik. Neyse olsun yinede sevindirdi beni. Abisiyle babasi disarda uyuyup dinlenirken ben de bir “ohh” çekmis ön koltukta “uyku keyfii” selfisi yapmaya hazirlaniyordum ki, yaklasik 4 saattir uyuyan kuzenim “Rahmi iyi misin?” dedi. “Iyiyim aq. Rahmi’ye benzer bi yanim mi var ? ben Kübra ablan” diye çikistim. “Arkaya gelsene kabus gördüm” diyiverdi. Terlemis suratina bakip acidiktan sonra kollarima aldim ve uyuyusunu seyrettim. Masum masum. Rüyasinda ikimizin dinlenme tesisinde tuvalete girdigimizi, ve tuvaletin birinde asilmis birini gördügünü, daha sonra birinin beni yakalayip boynuma ip dolayip tavana astigini ve bagirsaklarimin yerlere döküldügünü görmüs. Lan insan bi beni gelinlikler içinde felan görür. 
Neyseki böyle böyle 4 gün geçti. Ama belki ömründen 4 gün gitti. Heralde 4 gün gitti. Yani niye kendimi aptal bi yolculuk için yipratayim. Zaten 4 gün yiprattim yeter. Eve gelisimle nasil mutlu oldugumu anlatamam. özledigim kiyafetlerime kavusmak, ayiciklarima, ev terliklerime… herseyimi özlemisim. Bide annemgil hala Türkiye de olduklari için annemin yataginda keyifli bi sekilde uyuyorum. Yasasin kürkçü dükkanim. Haydi son 2 hafta 😉 Sonra gelsin iskoçya nin bok gibi havasi.

uyusukluk sendromu

Sorun tespiti yaptim ve ilk siraya benim “uyusuklugum” geldi. Evet uyusugum. uyusukluktan kastim, “ayy kim yemek yapcak atistirivereyim bisey ” ya da ” ayy kim ugrascak disari çikivereyim böyle” degil. Bi problemi sündürüyorumda sündürüyorum. Sizin okumaktan biktiginiz benim yazmaktan biktigim ve “bitsin artik bu çile” dedigim staj raporumun sunumunu hala hazirlamamis, yarin ki sunuma “he ? Sunum mu varmis ? aa aa bide bunu geçemezsem diplomami vermiolarmiymis ? Coook ayip” modunda gidecegimi kabullendim. Cunku olmuyor. Yapamiyorum. Son ana birakiyorum. Oturmus “yarin sabah çalisirim yea. Nasilsa sinav 2de ” diyebiliyorum mesela. üzerimde asiri bi rahatlik ama ayni anda bi yerlere gömmeye çalistigim bi streste var. Malmiyim neyim. Yap iste 2 hafta önce kurtul rahatla. Türkiye’de satin aldigim 15 tane romani bitirme istegime engel olamayip 3-4 tanesini bi çirpida okuyuverdim. Keske böyle bi isim olsa. Sürekli kitap okusam. Oh. Hayal dünyamla bas basa kalsam… Ama yok.
Halledilmesi gereken isler var… Bi türlü halletmedigim. Aslinda bi ucundan baslasam devami gelecek ama yoook. Olmuyor. 
Malim ben ya. Kesin yani. Bunun baska bi açiklamasi yok.