Eyfel Gezisi

, , Leave a comment

Selam blog,  her zaman ki gibi yogun issizligin ve tren aboneligimin vermis olduklari yetkiye dayanarak Paris’e guççuk bir kaçamak yaptim dün. Yine dandik bir tren yolculugundan sonra Paris’e varmis oldum. Tren garina Eyfel haritada yarim saat gösteriyordu, baktim hava güzel dedim yürüyerek gideyim. Velhasil tabana kuvvet Eyfel in önüne vardim. Telefonumu selfie çubuguna tutusturdum ki birde ne göreyim, herkes grup, çift, arkadas. Bi ben varim sap gibi. Herkes birbirinin resmini çekiyo felan. Bazi selfie çeken çiftlere bendeki çubugu geçirmek istemis olsam da sessizce çubugumu çantama koydum ve tuvalet aramaya koyuldum çünkü her zamanki gibi çisim gelmisti. Dört döndüm tuvalet aramak için. Yahu pano yok bisey yok. Rahmetli prostatli dedem gibi tutamiyorum zaten. Neyse bi baktim uzaktan yerin altinda insanlar çikiyo yüzleri mutlu. Aaa dedim tuvalet orda. Hemen kostur kostur.

Neyse. Bi kaç saçma salak selfilerden sonra  eyfele çiksam mi çikmasam mi ikileminde kaldim. Asansörü ezelden eledim çünkü 17euroydu. Merdivenlerden çikis 5 euroydu 18-24 yas arasi. 700 basamak oldugunu ögrenince yemedi bende çikmadim. Alttan alltan seyrettim eyfeli.

Sonra asyali turistlerden uzaklasmak isteyip elit fransizlarin cirit attigi champs-elysees ye dogru yurudum. Tüm klas restoranlarin önünden geçtim belki bi yönetmen oturmus beni kesfetmeyi bekliyordur diye, lakin herkes camis gibi tikiniyordu. Camis gibi yedikleri için dizlerine havlu sermislerdi batirmamak için. Neyse yalniz “çirkin insan yoktu bakimsiz insan vardir” demek istiyorum. Zira ortalik  yakisikli ve güzel kayniyordu. O an anladim herseyin saç bas kiyafet oldugunu. Kendime baktim. Koca göbegimi saklasin diye siyah bol bi tisort, altina gri bi pantalon sirtimda emektar çiçekli sirt çantam. Paçozlar liderligimin hakkini verircesine vitrinleri seyrettim.

Yürürken yürürken yine eyfele dogru gittim ve çimlere kendimi attim. Oyle bi atis ki bidaha dogrulamadim. Yanima 1 euro diye bagirip o dandik anahtarliklarini satmak isteyen saticilar bile ugramaz olmustu.

Sonra son kez gücümü toplayip etrafta bi metro duragi aradim. Tam tren garina bi durak kala buldum. Bindim. Iyy su metrodan bidaha nefret ettim.

Aksam ki trende yanima kimse denk gelmeyince baya uyuya uyuya eve ulastim.

Velhasil 30 bin adim attigim, bacaklarimin hamlik tuttugu, bi ise yaramamis eyfel gezimden boynum bukuk dondum.

Annem ” ee kesfedilmedin mi? ee hayatinin askini bulamadin mi?” sorulari maalesef “hayir” ile son buldu.

Ay astrologun biri hayat askinla yolculuk esnasinda tanisabilirsin dediginden beri yerimde durmuyorum ama yoooook. Napim astrolog ? Mars’a mi çikayim?

 

Leave a Reply